top of page
  • Yazarın fotoğrafıAysecan Kurtay

bir zamanlar pandemi vardı


      KİME DİYORUM MELAHAT

 

 

Melahaaaat! Neredesin? Melahaaaat! Hiç iyi hissetmiyorum, çok hasta olabilirim. Melahaaat! Su getir bana…

 

Sen de duydun. Yanımdaydın. Ne çok test istedi doktor. Ne çok test. Bakmamız lazım dedi, Melahat yanımdaydın duydun. Her santimetre karene bakmalıyız dedi. Ben anladım. Dedi ve gözlerini kaçırdı. Ekrana isteklerinin listesini geçiriyordu. Sen de oradaydın. Susuyordu, söyleyemiyordu, soramadım. Hazır değiliz diye soramadım.

 

Sadece baş ağrım niye hep tekrarlıyor dedim. Gördün işte. Senin dediğin gibi değilmiş. Çok haber izlemekten değilmiş. Bütün gazeteleri didik didiklemekten değilmiş. Belki de bunları bana yaptıran o içimdeki virüs. Baş ağrısı yaratmak için bunları yaptırıyor. Göreceksin Melahat, sonuçları alınca göreceksin. Utancından moloz yığını gibi çökeceksin.

 

Neredesin be kadın?

 

Yataktan çıkamıyorum. Nerede kaldı iyi gün, kötü gün?

 

Canın cehenneme Melahat! Canın cehennemeeee...

 

Sakin olmalıyım. Sakin. Stres hiç iyi gelmez.

 

Saplantılıymışım. Saplantılı olsam bırakmazdım üçüncü sene tıbbı. Saplantılı değilim. Gerçekleri görecek kadar okudum. Hastalanmasaydım... Nefes almalıyım. Şu camı açsa birileri. Yok yok yok... Kir, pas, sis çöker içeri. En iyisi sakin olmak.

 

Meditasyon değerlerim çok kötü. Bir şeyler var konsantrasyonumu emen. Bunu hissediyorum. Hayat, çevre değil. İçten kimyasal bir parazit. Stres değerlerim yükseliyor. Bu hiç iyi gelmez. Daha da karıştırır her şeyi. Bak görüyor musun? Nefes düzenim nasıl da kesik kesik. .

 

Su içmeliyim... Düzensiz yürüyorum. Sanki ayaklarım eşit değil. Başım da dönüyor sanki. Niye yine başıma bunlar geldi? Niye? Her şey düzene giriyordu oysa.

 

Melahat! Ben ölüyorum sen fasulye ayıklıyorsun. Çıkar o kulaklıkları. Çok önemli şeylerden bahsediyorum. Dinle beni.

 

Bir et parçası dolanıyor vücudumda. Her an bir yerleri tıkayabilir ya da zarar verebilir. Hamamböceği kılıklı bir hafakan. Geceleri burnuma çöküyor. Horladığımı sen söyledin. Karanlık uykularda horluyorum. Karanlık rüyalar görüyorum. Babamı görüyorum. Kalpten ölüşüne yeni geliştirilen bir virüs neden olmuş. Ölümsüz bir virüs. Adını hiç bilmediğim türde bir virüs. Evin duvarlarına sinmiş. En zayıf olduğum an üzerime atlamak için bekliyor. Görüyorum. Uyuyamıyorum. Bu çok tehlikeli. Kaç gün uykusuzluğa dayanabilirim? Gün doğuyor, beynimin içine kaçıyor, karanlık kıvrımlara.

 

Kıvrımlar karanlık kalmasın diye okuyorum. Devamlı okuyorum, elime ne geçerse, bitmez tükenmez bir çabayla. Bütün faturaları, deterjanları, ilaçların prospektüslerini.  Başım bundan ağrımıyor, başım ağrımasın diye okuyorum. En küçük yazıları bile okuyorum.  Bilmezsin sen... Hayatın bütün riskleri okunması imkânsız küçük yazılarda duruyor. Gençken sabırsızlıktan, orta yaşta yakın gözlüğünün bile yetersizliğinden okuyamadığın yazılarda. Ama ben biliyorum.

Kendi kendime konuşmuyorum. Sırf onlara yer kalmasın diye konuşuyorum. Beynim işlesin. Hiçbir şeyi unutmayayım diye, anılarımı yedirtmemek için konuşuyorum. Deli deme bana.

 

Ne cesaret... Kızıl gezegende hayat var mı arıyorlar? Ne cesaret? Bildiklerimiz yetmezmiş gibi, bir de oradan geleceklerle savaşacağız. Ya hayat sadece mikro organizmalar düzeyindeyse, ya o organizmalar her şartta yaşayabiliyorsa, ya çok farklı teknolojilerde geliştirilmiş canlılarsa? Ya niyetleri kötüyse?

 

Güvenli sularda değilim. Belki de hastaneye yatmalıyım. Çok şey değil, bedenimde rahat etmek istiyorum. Benim yine başım ağrıyor.

 

Başka bir yerde daha kan tahlili yaptırmalıyım Melahat. Yoksa her şey teoride kalır. Kanıtlayamam sana ne kadar hasta olduğumu. Sen nasıl bu kadar canlı olabiliyorsun şaşıyorum. Çok şaşıyorum. Kilo da aldın. Lipit, kolesterol, şeker değerlerin... Bozulacak. Kaçarın yok. Ölme demiyorum sana Melahat. Sürünmeden öl diyorum.

 

Canın cehenneme Melahat!

 

Güvenli sularda değilim. Hiç değilim.

 

Yepyeni bir ayakta kalma programına başlamalıyım. Önce dinlenmeliyim. Belki Mehdi Efendi’yi çağırtıp kurşun döktürmeliyim. Nazar ve kurşun... Avrupalı bilim adamları da onayladılar. Dua okutmalıyım üstüme. Gücümü toplayınca sonuçlarımı almalıyım... Allahııım! Buna hazır değilim. Sigorta şirketini aramalıyım. Yanıma bir elemenlarını gönderebilirler. Hayır hayır... Şüphelendirmemeliyim. Esas sonra ihtiyacım olacak. Buradan biraz uzaklaşmalı.  Önce sağlam olmalıyım. Sonra çalışacağım. Çalışmayacağım demiyorum. Çok şükür kiracılar var.

 

Unutmadan, bir daha elden kira almayacaksın. Dört numara HIV olabilir. Çok kilo verdi. Takip ediyorum. Bankaya yatırsın. Hem ne diye kestirdin internetimi. Biraz okusan sen de anlardın durumun vahametini. Her gün yeni hastane açılıyor görmüyor musun? Boşuna mı? Ülkeyi tehdit eden bir şeyler olmasa niye olsun bu kadar yatırım herkesi didik didik muayene ediyorlar. Belli ki, bir şeyler arıyorlar. Hepimizin iyiliği için. Bilim adamlarından daha iyi mi bileceksin. Paramızı sömüren esas televizyon kanalları.

 

Önce sağlık. İyileşeyim çalışacağım diyorum sana. Lümpen, ciğerdeldi bir öksürük sarmış herkesi. Beyaz yakalı, şirket patronu, hademe, işli, işsiz herkesin elinde, kolunda, yakasında virüs. Ciğerleri sökülüyor.

 

Evin bir odasını temiz hava sahasına dönüştürmeliyim. Melahat’in de giremeyeceği. Defalarca söyledim. Dışarıda dolanma. Dışarıda yeme...

 

Bilmiyor musun, garsonlar sakınmadan çatır çatır yemeklere öksürüyor. Yemekler sessiz. Yiyenler bir süre sonra birbirine öksürüyor. Kak olmuş ciğerler, öksürdükçe yapışıyor. Boğazlardan geçiş yok. Acı gözlerden fışkırıyor. Medya avaz avaz bağırıyor. Aşı olun! Ben oluyorum. Yetmiyor. Senin de olman lazım, apartmanın da olması lazım. Binme şu asansöre dedim diye, sokağa çıkma dedim diye, dışarıda yeme dedim diye baskıcı, takıntılı deme bana. Ben sana ölme demiyorum Melahat. Geber, başkalarına zarar vermeden geber! Canın cehenneme Melahaaat!

Sinirlenmemeliyim. Bu... Bu bana hiç yaramıyor.

 

Havanın en temiz olduğu yerde gücümü toplamalıyım. Kutup iklimi beni dondurabilir. Ilıman yerlerde virüsler çoğalır.

 

Belki de bir an önce hastaneye yatmalıyım. Hatta yoğun bakıma... Bunu doktorla konuşmalıyım.

 

Çıkar şu kulaklıkları... Sana diyorum Melahat... Kime diyorum!?

2 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments

Rated 0 out of 5 stars.
No ratings yet

Add a rating
bottom of page